Mart 2018 · İlk olarak MedikANUS'ta yayımlandı

Hastanın anlatamadığı, doktorun sormadığı

Karşımda oturdu, yutkundu. Poliklinikte kayıt yapan hemşireme çekingen bir ifadeyle baktı; bir şeyler söylemek istedi, sustu. Hemşirem hastanın çekindiğini, gizli bir sırrını paylaşmak istediğini anladı; isterse dışarı çıkabileceğini söyledi. "Yok kızım," dedi yaşlı kadın, "anlatabilirim."

Yüzündeki endişeli, ürkek, utanmış ifade değişmeden gözlerinden yağmur gibi yaşlar akmaya başladı. Yutkunuyor, konuşamıyordu. Cesaretini topladı. "Doktor bey," dedi titrek sesle, "yirmi yıldan beri doktorlara gidiyorum. Kabızlık için ilaçlar alıyorum. Denemediğim bitki çayı, diyet, ilaç, tavsiye kalmadı. Değişik şehirlerde belki otuz kırktan fazla uzmana, üniversite hastanesine gittim. Defalarca kolonoskopi yaptılar. Bağırsak tembelliği dediler."

Sözünün burasında durdu, tekrar hemşireye baktı, başını öne eğdi ve fısıldar gibi söyledi: "Kocam, çocuklarım bilmiyor. Ben büyük abdestimi parmakla çıkartıyorum. Kimse sormadı, ben söyleyemedim."

Kabızlık mı, dışkılama bozukluğu mu?

Makat hastalıklarının önemli bir kısmı, cerrahların sormadığı ve hastaların utandığı için söyleyemediği şikâyetler araştırılmadığı için tanı alamaz. Hasta "kabızım" derken aslında dışkısını çıkaramadığını, tam boşaltamadığını, eksik boşalma yüzünden sık sık tuvalete gittiğini, bazen eliyle dışkısını çıkardığını kastediyordur. Doktorun ayrıntı sormaması ve hastanın utanması tanıyı imkânsız kılar.

En yakınınız belki yirmi yıldır ilaç almakta, kendi derdiyle çaresizlik ve karanlık içinde bocalamaktadır. Bağırsağın kendi içine doğru sarkması ya da kadınlarda son bağırsağın balonlaşması nedeniyle dışkıyı boşaltamayan hastalar, dışkılama hissi sanarak sık sık tuvalete gider, uzun süre ıkınır, az bir sümüksü dışkı atar ama bir türlü boşalamaz; sosyal hayatları felç olur.

Hastam, öğretmenim oldu

Hayatının yirmi yılını tuvalete gitme korkusu, dışkılama zorluğu, acısı ve sırrıyla, cehennem gibi bir hayatla geçirmiş bu yaşlı kadını dinlerken geçmiş on beş yıllık cerrahi hayatımı düşündüm. Kim bilir kaç hasta bana kabız olduğunu söylemiş, ben de diğer meslektaşlarım gibi bir reçete yazıp birkaç tavsiyeyle göndermiştim. Polikliniğe çok etkileyici, hüzünlü bir sessizlik çöktü. Kadın yıllarca yük gibi taşıdığı sırrının yorgunluğunu üzerinden atmış, utancından ve çekingenliğinden sıyrılmış, derdinden kurtulma umuduyla doktorundan yardım bekliyordu.

Hekimlerin, cerrahların bu alanda uzmanlaşmaya istekli olmaması, tanı araçlarının kısıtlı ve ulaşılmaz olması yüzünden dışkılama bozukluğu yaşayan hastalar ve hastalıklar yok sayılıyordu. Hastadan birkaç tetkik isteyip zaman kazandım ve araştırmaya giriştim. Okuduğum kaynaklar bu hastalıkların tanısında en önemli aracın defekografi olduğunu söylüyordu; ancak bu tetkik o yıllarda çalıştığım ilde yoktu. Hastama yardım edebilmek için teknik olanakları uygun bir hastanenin yönetimi ve radyoloji teknisyeni arkadaşımın desteğiyle bu düzeneği kurduk ve ildeki ilk defekografiyi hastamıza yaptık. Tanı rektoseldi. Hastam, bir tanı konduğu için umutlandı; çok mutlu oldu.

O zamanlar rektosel ameliyatlarını daha çok kadın hastalıkları uzmanları yapıyordu. Hastanemdeki kadın doğum uzmanı arkadaşımı arayıp tanıyı söyledim, cerrahisi için yardım istedim. Hastamı muayene eden arkadaşım, rektoselin çok küçük olduğunu, ameliyat gerekmediğini, ameliyat etmenin etik olmayacağını söyledi. Hastamın üzüldüğünü gördüm. Diğer kadın doğum uzmanına da olayı anlatıp yardım isteyip istemeyeceğini sordum. O da hastamı muayene edip ameliyatın gerekmediğini söylediğinde hastamın umutları sönmüş, yıkılmıştı.

Hastaya, isterse ameliyatını yapmak istediğimi söyledim. Dürüstçe ekledim: bu ameliyatı ilk kez yapacaktım. Hastam, "makat ameliyatı olan bazı hastalar dışkısını tutamıyormuş, bende de o risk olur mu?" diye sordu. Çalışacağımız alanda böyle bir riskin olmadığını söyleyince ameliyatı kabul etti. Kadın doğum uzmanı arkadaşlarımı arayarak hastayla aldığımız kararı bildirdim; hem etik olarak izinlerini hem yardımlarını istedim. Bir hafta sonra ameliyata başlarken her iki uzman arkadaşım da ameliyathanede hazır bulundu. Hastam spinal anestezi altındaydı, konuşmalara katılıyordu; diğer doktorların da orada olması onu rahatlatmıştı.

Ameliyat ve sonrası sorunsuz geçti; hastamı ertesi gün taburcu ettim. Merakla beklediğim telefon üçüncü gün geldi. Hastam, unuttuğu çok eski zamanlardan beri ilk kez, bir defada, elini ve parmağını kullanmadan, tam olarak tuvaletini boşaltmıştı. Telefondaki bu seferki ağlama sesi, mutluluk ağlamasıydı.

Kabızlık ve dışkılama bozuklukları sayfası

Op. Dr. Kenan Yüce.

Bu sayfayı yazan hekim

Op. Dr. Kenan Yüce · Genel Cerrahi Uzmanı · İstanbul Hospital, Küçükçekmece

Bu sayfadaki bilgiler tarafımdan yazıldı ve içeriğinden ben sorumluyum. Anlatılanlar genel bilgilendirme amaçlıdır; sizin için hangi yöntemin uygun olduğu muayene ve gerekli tetkiklerden sonra belirlenir.

Son gözden geçirme: Mart 2018'de yazıldı; Eylül 2026'da yeniden yayımlandı

WhatsApp